Bugün rastladığım bir paragraf vardı: “Sessizlik, çoğu zaman doğru sözcüğün bekleme odasıdır.” Bu cümle beni düşündürdü: doğru sözcüğü ne kadar aceleyle arıyoruz?
Kitapları seviyorum çünkü içlerinde başka hayatların dilini taşırlar. Bir paragrafı okurken, kendi geçmişinle bir köprü kurarsın. O paragraf bir kapı açar; kapıdan geçince kendine ait birkaç anı görebilirsin. Okumak yalnızca bilgi değil; aynanın başka türü.
Okurken not aldığım üç soru var: bu paragraf bana ne hatırlatıyor? Hangi duyguyu tetikliyor? Ve eğer bu paragraf bir videoya dönüşse, hangi cümleyi başlangıç yapardım? Bu sorular, okuma pratiğini üretime dönüştürüyor.
Önerim: bugünden itibaren her okuduğun paragraftan bir cümle seç; o cümleyi kendi cümlene çevir. Kısa bir not yaz. Bir hafta sonra notlarına bak. Aradaki izler, düşündüğünden fazlasını söyleyecek.
